shutterstock_1804387864-290420221326.png

Babaya Yer Açın

  • 29.04.2022
  • 5 dakika
  • 87 Okunma
  • 0 Yorum
  • 5 Puan

Çocuklarımızın beraber karar alan, kuralları ve sınırları birlikte belirleyen ebeveynlere ihtiyacı var. Ama aynı zamanda değişikliğe, çeşitliliğe, sorunlarla farklı şekilde başa çıkmaya ve en önemlisi de başkasının işleri yapma tarzına nasıl saygı duyulacağını görmeleri gerekiyor. Hadi gelin, erkek modelin sahip olduğu üç avantajı hatırlayalım.

Babaya Yer Açın

On yıl kadar önce, daha çok anneler ebeveyn danışmanlığına gelirlerdi. Sonra devrim niteliğinde bir şey oldu ve erkekler de esnemelerini tutarak ve telefonları elden düşürmeden kafa sallayarak eşlerinin yanında eğitimlere katılmaya başladılar. Ama sanki son birkaç yıldır havada Yeni Baba’nın kokusu var. Yavaş yavaş yeni ve son model bir erkek modeli ortaya çıkıyor: Sırf biyolojik katkısıyla yetinen babanın yerini, çocuğu ile olan ilişkisini ciddiye alan ve ilişkiye hevesle yaklaşan bir baba tipi alıyor.

Bir zamanlar, “Baba” kelimesi sadece otorite ile ilgiliydi. Bu “Baba”, yemek hazır olana kadar mutfağa girmezdi, üstün bir yön bulma yeteneği olduğu için asla yol sormazdı, olur da çocuklar yaramazlık yaparsa ağızlara yapışan cümle her zaman “Baban gelsin de gör,” olurdu.

Yanlış anlamayın, “Babişko” da çocukları ona özensin, itaat etsin, maskülen olsun, liderlik etsin, yumruğa karşılık versin, asla pes etmesin, başarsın ve fethetsin istiyor elbette. Eh, bir de mümkün olduğunca az ağlama ve duygusal konuşma olsun ister. Ama, altını çiziyorum, bu yeni “Baba” tavsiyelere açık.

Kendisi ve çocukları arasındaki karmaşık ilişkiye atılmaya hazır ve en önemlisi de onların yanında olmak istiyor; eğitimlerinde payı olsun, ikilemlerini çözmede yardımcı olsun hatta anneyi ilgilendiren gündelik meselelerde bile yer alsın istiyor.

Öncelikle bu yeni babaları kutluyor ve merakla bir sonraki adımı bekliyorum. Bana eski kafalı diyebilirsiniz ama eski otoriter baba da bir anda peyda olursa şaşırmam. Arada sesini yükselten (örneğin çocuklara bağıran), pes etmeyen (mesela en aptalca şeyde ısrarcı olan), çizgileri çok belirgin olan (“çocuk ağlamaktan morardı, gidip baksana”) bir baba; hele de etrafta aşırı empatik bir anne varsa.

Çocuklarımızın beraber karar alan, kuralları ve sınırları birlikte belirleyen ebeveynlere ihtiyacı var. Ama aynı zamanda değişikliği, çeşitliliği, sorunlarla farklı şekilde başa çıkmayı ve en önemlisi de başkasının işleri yapma tarzına nasıl saygı duyulacağını görmeleri gerekiyor. Hadi gelin, erkek modelin sahip olduğu üç avantajı hatırlayalım.

📌Görev Odaklı Olmak

Belki de modadan anlamadıkları için detayları gözden kaçırıyorlardır. Ama babaya göre genelde kıyafet kıyafettir. Bir baba, çocuğunu giydirirken diğer ebeveynler ya da öğretmen ne düşünür diye umursamaz. Kurnazca çocuğu kendi beğendiği gömleğe doğru ittirmez ya da gömlekle pantolon birbirine uymadığında canı sıkılmaz. Onun için giyinmenin tek sebebi çıplak dolaşamayacak olmaktır. Ona kalsa, dolapta elli yerine sadece yedi seçenek olurdu; haftanın her günü için bir tane. Babayla yapıldığında, çocuğu giydirme işi hem çocuk hem de baba için görev odaklı ve kararlı olur. İki taraf da mahkemede aynı taraftadır. Diğer taraftan, olayı yönetecek bir yaklaşım edinirsek “çocuk ne giyecek” meselesinde atmosfer değişir. Konu “kontrol etmek” olunca artık mahkemede kendinizi çocuğunuzun karşısında bulursunuz. Tıpkı tenis maçı gibi; o servisle başlar, siz karşılarsınız, sonra o daha hızlı vurur, siz de bir şekilde topa vurursunuz, iki taraf da vazgeçmez ve maç devam eder. Sonuç olarak ya kaybeder ya da en iyi ihtimalle bitkin düşersiniz. 

Kontrolü biraz olsun elden bırakmaktan zarar gelmez. Ama bu durum sadece ne giydiği gerçekten umurunuzda olmazsa işe yarar. Çocuğun neye benzediğini ya da ne kadar utanç verici olduğunu kafayı takmamanız gerek. “Çocuğu giydirme”yi başka bir işle değiştirebiliriz: dışarı çıkmak, banyo yaptırmak, doktora götürmek ya da sabahları güle güle demek gibi. Bu alternatif işlerin ortak noktası, hiçbirinde duygusal anlamda olayın içinde olmanıza gerek olmamasıdır. “İkimiz de işleri halletmek için buradayız; eğlenceli olmayabilir. Ama ben senin düşmanın değilim, sadece sana yardım etmek için buradayım.”

📌Filtreleme

Erkeklerin bir işle uğraşırken aynı anda çocuğuyla ortamı paylaşabilmek gibi inanılmaz bir yetenekleri var. Çocuk odadayken kitap okuyabilir, telefonda konuşabilir, tırnaklarını kesebilir ve pilleri değiştirebilirler. Bu sırada gereksiz istekleri, ağlamaları, kavgaları, yardım çığlıklarını ve diğer dış sesleri bertaraf edebilirler.

Çocuğunuzun sizi onunla ilgili olmayan bir şeyle uğraşırken görmesine izin verin. Arkadaşınızla konuşmak, çocuğun artık yemeği dışında başka bir şeyi keyifle yemek, bir sorunu çözmeye çalışmak ve tabii ki banyoya girip kapıyı kapatmak gibi. Sizi bir insan olarak görmeye alıştıkları zaman, kendi sorunlarını çözmeyi daha kolay bulacaklardır. Başkalarını da düşünmeyi, can sıkıntısıyla başa çıkmayı (onları eğlendirecek kimse yoktur çünkü) ve hayal kırıklığının üstesinden gelmeyi öğrenirler. Sonuç olarak akıllarında kalan, sizin kendinizi onlar için ulaşılabilir hale getirdiğiniz (birikmiş küslük olmadan, çünkü zaten kendiniz için zaman yaratmış olmanız gerekiyor) ve onlarla oynadığınız, beraber dondurma yediğiniz ya da hikâyeler uydurduğunuz zamanlar olacaktır. Bu da en iyi kısımdır.

📌Cesaret

Babam askerdi. Uzun boylu ve güçlüydü. Merdiveni ve alet çantasıyla her şeyi tamir edebilirdi. Benim babam hiç ağlamadı. Ne zaman kızsa ödümüz patlardı. O yüzden onu kızdırmamak için çok uğraşırdık. Bana hiç, bir şeye alındım mı ya da alındıysam neden diye diye sormadı. Sesi sinirli geldiğinde telaşa kapılırdım. Ama haftada bir cumartesi sabahları, saat ondan sonra yatağında yanına girip, başımı kolunun altına koyup ona sarılma hakkım vardı.

Bana “Cesaret!” derdi. Ama cesur olduğum için değil. Ne zaman “Cesaret, hadi! Pes etme,” dese anlardım ki pes etmek bir seçenek değildi. Bisikletten düşüp dizimi incitsem de, havuzda biraz su yutsam da, hatta matematik dersinde peş peşe beş hata yapmış olsam da ben Cesaret’tim. Ve Cesaret derin bir nefes alır, durumu kabullenir ve denemeye devam ederdi. Çünkü cesareti tanımlayan şey çaresizlik hissetmemesi değil, korktuğu halde yine de devam edebilmesidir.

Babalar çocuklarını havaya attıkları zaman, o küçük beden havadayken birkaç milisaniyeliğine de olsa ifadesi değişir ve korkmaya başlar. Sonra babası onu tekrar yakalar. Ben havadaki çocuk görüntüsüne asla dayanamam; midem alt üst olur. Çocuklar dalmayı ya da yüzmeyi öğrenirken su yuttukları zaman da tek yapmak istediğim onları sudan çekmek ve kocaman havlulara sarıp klorlu suratlarını öpmek olur. Bana göre, alıştırma tekerlekleri olmadan bisiklet süremiyorlarsa sıkıntı yoktur. Aynı şekilde, evi özledikleri için sınıf gezisini yarıda kesip gelmelerinde de sıkıntı yoktur. Sınıf arkadaşlarının önünde ağlamamak için boğazlarında tuttukları ağlamayı buradan bile hissedebiliyorum. Ama sonra aklıma geliyor: 

Cesaret nedir öğrenmeleri gerek. Biri onlar için üzülmeyecek, böylece onlar da kendileri için üzülmeyi bırakacaklar. Birkaç milisaniyelik korku için bile olsa havaya atılmaları gerekir, sonra biri onları yakalayacaktır.

Einat Nathan (Bu yazı, yazarın “Olmak İstediğim Ebeveyn Büyütmek İstediğim Çocuk” adlı kitabından alınmıştır.)

 

 

İndirilebilir Kaynaklar